KESTANE DİYARI KÖŞK BEREKET YÖRESİ KÖŞK İLÇESİ
“Uçsuz bucaksız güzelliklerin mekânı,
Bereket dağıtan toprakların diyarı”
İnsanoğlu zaman zaman şehir hayatının o büyülü görkeminden ve iş hayatının o yoğun temposundan kurtulmak ister. Bu gibi zamanlarda masmavi gökyüzüne dağılmış pamuk görünümlü bulutlara dalıp gitmek, huzurla dolu o tertemiz havayı solumak, doğanın insanoğluna sunduğu, ancak insanoğlunun günlük iş stresinden etrafında varolduğun bile farkına olmadığı yeşili doyasıya seyretmek ya da elinde ne varsa misafiriyle paylaşmaktan çekinmeyen, cömert, misafirperver ve dost köy insanıyla tanışmak, şehir hayatından kısa süreliğine kurtulmak isteyen kişiye bambaşka güzellikler yaşatır.
Köy insanının cömertliği de tıpkı verimli Anadolu topraklarının cömertliği gibidir. Nasıl Anadolu toprakları, üzerinde yaşayan insanlara tüm bereketini sunuyorsa, yardımsever köy insanı da elinden gelenin en iyisini sunar.
Şehrin karmaşasından biraz uzaklaşıp Köşk ilçesine adım attığınızda sizi güler yüzlü Köşk halkı karşılar. Çevrenin huzuru, doğal yaşamın verdiği mutluluk ve sakinlik sanki yüzlerinden okunur.
Bir ilçe olmasına rağmen, Köşk, hem içinde yaşayan insanlara hem de ziyaretçilerine oldukça önemli şeyler kazandırır. İlçe, çeşitli meyve üretimi ve ihracatı yapmakta, ayrıca, ilçeyi ziyarete gelenler, ilçenin kendine özgü gelenek ve göreneklerine, yemeklerine ve sosyal etkinliklerine oldukça ilgi göstermektedir.
İLÇEMİZİN KONUMU
İlçemiz güneyden ve batıdan Aydın Merkez , doğudan Sultanhisar, kuzeyden Ödemiş ilçeleri ile sınır bulunmaktadır.
İlçe merkezi, Menderes Vadisinin kuzeyinde, il merkezi de 18 Km uzaklıkta Aydın-Denizli kara yolu üzerinde kurulmuştur.
Güneyi ova olan İlçemiz kuzeye gittikçe daha engebeli ve yüksek bir arazi yapısına dönüşmüştür.
İlçemizin Haritası

İLÇE ADININ KAYNAĞI
İl merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Köşk hakkındaki bilgilere, Menderes Nehri' ne yakın kısımlardan tepelere kadar çok geniş bir alanda yapılan kazılar ve araştırmalar sonucunda ulaşılmaktadır.
Bazı taşlar ve kayalar üzerinde ortaya çıkan resim ve yazılara göre, Köşk' ün tarihi Etiler (Hitit) zamanına kadar gitmektedir. Evliya Çelebi, "Seyahatname' sinde; "Cimşid' in tahtı Köşk' te idi" diye yazmakta ve yine aynı eserde, 1653 yılındaki deprem sonucu göçtüğü için halk arasında "Göçük" dendiği ve "göçük" kelimesinin "Köşk" haline geldiği belirtilmekte ise de "Küçük Asya" kitabındaki 1530 yılının haritasında Köşk adı geçmektedir.
İLÇENİN KISA TARİHİ
Araştırmalara göre birçok uygarlığın izlerini taşıyan yöre, sırasıyla Hitit (Eti) Frigya, Lidya, Pers, Roma, Bizans dönemlerini yaşamış, daha sonra da Selçukluların ve Osmanlıların egemenliğine girmiştir.
I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında en çetin, en acımasız olayların yaşandığı bölge, efe ve zeybeklerin üstün gayretleri ve vatanperverlikleri sayesinde 6 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtarılmıştır. Bu nedenle, 6 Eylül Köşk’ ün “Kurtuluş Günü” olarak çeşitli törenlerle kutlanmaktadır.
Yörenin tarihi ile ilgili ilk bilgiler, Hititlerin bırakmış oldukları höyük ve mağaradaki kalıntılar ile kralların yıllıklarından elde edilmektedir.
M.Ö. 1200 yıllarında Friglerin, İllirya saldırılarından kaçarak, boğazlar üzerinden Anadolu’ ya gelmeleri, Büyük Menderesin yukarı platosuna yerleşip devlet kurmaları ve Hititleri yıkmalarıyla bölge Frig hâkimiyetine girdi.
Friglerin kurdukları devlet, M.Ö. 676’ da yıkılınca, kıyı şeridi hariç olmak üzere, bölgeye Lidyalılar hâkim oldu.
Bölge, Lidya Kralı Kresus zamanında altın çağını yaşadı, aynı kralın Pers Kralı Kuros (Kiruz) ile yaptığı savaşı kaybetmesiyle Pers (İran) hâkimiyetine girdi.
Ancak, Perslerin sert yönetimi ve hoşgörüsüz davranışları, karışıklıklara yol açtı. M.Ö. 500 yıllarındaki karışıklıklar, yöre halkının bir kısmının Mezopotamya’ ya sürülmesi, kalanların ise köle yapılmasıyla sona erdirildi. Ancak kısa zaman sonra Büyük İskender’ in geniş fetih siyasetine dayanamayan Perslerin yenilgisiyle bölge, Makedonya İmparatorluğu’ nun hâkimiyetine girdi.
Büyük İskender, yapacağı seferler için bölgesi üs olarak kullandığı. Makedonya İmparatorluğu’ nun yıkılıp, İskender’ in ölümüyle parçalanmasından sonra Bergama Krallığı yöreye hâkim oldu. Bergama Krallığı’ nın da sona ermesiyle bölgede Roma hâkimiyeti başladı Böylece 200 yıl süren Helenistik dönem sona erdi, Roma çağı başladı. (M.Ö.133).
Romalıların Batı Anadolu’ ya hâkim olma süreci, M.Ö. 192’ de başlayan ve M.Ö. 70 yılında biten saldırılardır. Roma orduları Efes üzerinden Aydın topraklarına girerek Söke-Milet önünde Menderes Nehri’ ni geçtikten sonra Dalama, Yenipazar, Köşk üzerinden ilerleyerek Nazilli-Esenköy-Arpaz Kalesi önüne gelmiştir. Kısa sürede, Arpaz Alinda Alabanda, Afrodisias, Trail Priyen Milet, Nyssa (Sultanhisar) ve Magnezi gibi Aydın yöresinin önemli kentleri işgal edilmiştir.
İdare, yöreye atanan valilerce sağlanmıştır. Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemde bölgeye gönderilen Hıristiyan papazlar ile Hıristiyanlığı yayma politikaları izlemiştir. (Saint Paul Kilisesi).
M.S. 395 yılında yöre, Roma İmparatorluğu’ nun ikiye ayrılmasıyla, Doğu Roma’ nın (Bizans) hâkimiyeti altında kalmış ve Bizans’ ın bölgedeki hâkimiyeti Selçukluların Anadolu’ daki etkili akınları başlayıncaya kadar devam etmiştir.
11. Yüzyılda Ege kıyılarını ele geçiren Aydınoğulları, burada hâkimiyet kurdular. Bu bölgedeki hâkimiyet, Haçlılar ile Türkler arasında el değiştirmiş ise de ilk Türk Amirali Çaka Bey’ in de yardımlarıyla Anadolu Selçukluları bölgeyi tekrar fethetmiştir (1176-1177).
Anadolu Selçuklu hâkimiyetinin zayıflamasıyla bölgede Menteşe ve Germiyan Beylikleri kurulmuştur. Germiyan Beyi Yakup Bey, Subaşısı Aydın oğlu Mehmet Bey’ i bölgeye göndermiştir. 1307’ de Birgi’ yi alan Mehmet Bey, Birgi Bey’ in kızıyla evlenerek onun askerleri ve topraklarıyla Aydınoğullarına katılmasını sağlamıştır. Oğlu Süleyman Şah’ ın da Menteş Bey’ in kızı ile evlenmesiyle Köşk ile birlikte Karacasu, Bozdoğan, Atça, Sultanhisar, Umurlu ve yöresi Aydınoğlu Mehmet Bey’ in hâkimiyetine geçmiştir.
Tarih boyunca birçok kez el değiştiren yörede bulunan Köşk, 9 Mayıs 1990 tarihinde kabul edilen, 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3644 sayılı kanun ile ilçe olmuştur.
TARİHİ VE TURİSTİK DEĞERLER
İlçemizde birçok türbe bulunmaktadır. Gökkiriş Köyünün üzerindeki tepede Hacet Dede Türbesi, Sarıçam Köyü üzerinde Yaren Dede Türbesi, Karatepe Köyü nün tepesinde Aslan Baba Türbesi, Gündoğan Köyü üzerinde Dikmen Dede Türbesi, Köşk ile Karatepe Köyü arasında Aşpişen Dede Türbesi ve Sarıçam Köyü ile Ahatlar Köyü arasında Çatma Mezarlığı Anıtı bulunmaktadır. Yavuzköy Köyündeki Şemşi Paşa Camii, bu köyden Şemşeddin Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kubbesi kiremitli, minaresi tuğladandır. Cami, 1902 yılında meydana gelen depremde hasar görmüş, minaresi yıkılmış, daha sonra tamir edilmiştir. Cami kare planlıdır.
COĞRAFİ KONUM
Ege Bölgesinin asıl Ege Bölümü nde yer alan Köşk Aydın il merkezine 18 km. uzaklıktadır. İlçenin batısında Umurlu Kasabası, doğusunda Sultanhisar İlçesi, güneyinde Dalama Kasabası, kuzeyinde ise İzmir in Ödemiş ve Beydağ ilçeleri yer almaktadır. İlçe ayrıca Büyük Menderes çöküntü hendeğinde, Büyük Menderes in kuzeyinde konumlanmıştır. Denizden yüksekliği 65 metredir. İlçe, 91,976 km2 lik bir alana sahiptir.
İlçenin kuzeyinde doğu-batı yönünde uzanan Aydın Dağları bulunur. Güneyinde Menderes Nehri ve Menteşe Dağları ile çevrili olan Köşk, Büyük Menderes çöküntü ovasında yer alır. Köşk Ovası Büyük Menderes Nehrinin son 2500 yıldan beri taşıdığı alüvyonlarla dolmuştur. Alüvyon ova içerisinde eğim azlığı nedeniyle salınarak akan Nehir, ovada çok sayıda kavis çizerek doğu-batı doğrultusunda akar.
İlçede bulunan en önemli akarsu, ovanın yüzeyinde doğu-batı doğrultusunda uzanan ve Ege Denizi ne dökülen Büyük Menderes Nehri ve ilçenin kuzeyinden Aydın Dağlarından doğan, güneye doğru akan ve Büyük Menderes de son bulan Başçayır deresidir.
Başçayır deresi yaz kuraklığına bağlı olarak Büyük Menderes'e ulaşamaz. Ayrıca ilçe sınırları içerisinde Ethembey gölü ve Yavuzköy küçük çaplı göllerdir.
İKLİM
Köşk ilçesinde ve çevresinde Akdeniz iklimi görülür. İlçede yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Dağların doğu-batı doğrultusunda uzanması deniz etkisinin iç kesimlere kadar sokulmasına imkân verir. Köşk te kış mevsiminde ortalama sıcaklık 9,2 °C, yaz mevsiminde ortalama sıcaklık 26,9 °C, ilkbaharda 20,6 °C ve sonbaharda 12,9"C dir. Yüksek kesimlerde nadiren kış soğuklarına bağlı olarak kar yağışları görülmektedir. Kuzeydoğu (Poyraz) ve güneybatı (Lodos) yönlü rüzgârlar bölgeye hâkimdir. İlçedeki en sıcak ay Temmuz, en soğuk ay ise Ocak ayıdır. İlçeye yıllık 400 mm ile 700 mm arasında yağış düştüğü görülmektedir.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
İklime bağlı olarak, ilçede hâkim olan bitki örtüsü, Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsü olan makidir. Bu bitki örtüsü 500–600 metreye kadar yaygın olarak görülür. 800 metreye kadar kızılçam, 900 metreye kadar fıstık çamı, 450 metreye kadar pırnal meşesi ve 700 metreye kadar zeytin delicesi görülür. Kekik, sarmaşık ve kendirgen gibi otsu bitkiler ilçede oldukça yaygındır. Kara ve demir yolu ile Köşke girenler tüm ova ve yamaçları kaplayan bitki örtüsü ile karşılaşırlar. Ova tabanında turunçgiller, dağlık kesimlerde zeytin, incir, ceviz, ve kestane ağaçları görülür.
TARIM VE TARIMIN İLÇE VE ÜLKE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
Verimli Anadolu toprakları üzerinde kurulmuş olan ülkemizin ekonomisinde tarım önemli bir yer tutmaktadır. Buna bağlı olarak, yine bu verimli topraklarda konumlanmış olan Köşk İlçesinde iklimin elverişliliği sayesinde çok çeşitli tarım ürünleri yetiştirilmekte ve bu ürünler gerek iç pazarlarda gerekse dış pazarlarda yer alarak hem ilçe ekonomisine hem de ülke ekonomisine oldukça büyük katkıda bulunmaktadır.
Akdeniz ikliminin ilçede hâkim olması, ilçe topraklarının oldukça verimli olması ve elde edilen ürünlerin kaliteli olması gibi nedenlerle ilçede yaşayan halk tarım faaliyetlerine büyük önem vermektedir. bu nedenle, tarım, ilçenin kalkınmasında, ilçe ekonomisinde ve sanayisinde oldukça önemli bir yer kaplamaktadır.
İlçenin coğrafi konumu, tarım faaliyetleri açısından ilçeye büyük katkı sağlamaktadır. Büyük Menderes Nehri, sulama kanalları ve yer altı suyunun zenginliği tarımda çeşitliliği arttırmıştır. Köşk Yavuzköy e yakın alanlarda yapılan sondaj çalışmalarında 980 m. ile 1300 m. arasında dört adet jeotermal kuyu açılmıştır. Buradan elde edilen sıcak su, elektrik enerjisi üretmede kullanılmakta olup ayrıca tarımsal amaçlı kullanılması da planlanmaktadır.
İlçe merkezi ve ova köylerinde narenciye, pamuk, mısır; yüksek arazi yapısı olan köylerde önemli miktarda zeytin, incir, kestane, ceviz, elma vs. üretilmektedir. Ayrıca önem sırasına göre karpuz, erik, şeftali, buğday, arpa gibi ürünler de yetiştirilmektedir.
Barışın Simgesi Zeytin ve Mucizevî Zeytinyağı
Eski çağlardan bu yana, zeytin bir çok kültürde barışın ve umudun sembolü olarak kabul edilmiştir. Geçmişi günümüzden 10 bin yıl öncesine daşanan zeytin, tarih boyunca birçok efsaneye konu olmuştur.
Zeytin ve zeytinyağı insan sağlığı açısından oldukça önemlidir. Öyleki Hipokrat ın, özellikle psikolojik bozukluğu olan hastalara taze yeşil zeytin önerdiğini, orta çağlarda Akdeniz ülkelerinde, jinekolojik yakınmalarda, kulak ağrısında, özellikle çocukların kabızlık problemlerinde, erişkinlerde mide ülseri ve gastrit tedavisinde zeytinyağı kullanıldığını gösteren belgeler bulunmuştur.
Akdeniz mutfağının önemli bir parçası olan zeytin, zeytinyağı, sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanlar, yaşam boyu kalp-damar hastalıkları ve kansere karşı koruyucu etki gösterir.
Araştırmalara göre, zeytinyağı kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında gelmektedir. Zeytinyağının kalp sağlığı açısından en önemli etkisi, kandaki "kötü kolesterol" miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Bu mucizevî iksir, ayrıca sindirim sisteminin düzenlenmesini de sağlamakta ve kolesterolden diş çürüğüne, cilt bakımına kadar birçok rahatsızlığın doğal çözümü olarak kabul edilmektedir.
İnsan sağlığı için birçok açıdan büyük önem taşıyan ve Türk mutfağının vazgeçilmez lezzeti olan zeytin ve zeytinyağı, ilçe içinde oldukça değerlidir. İlçe ekonomisinde önemli bir yere sahip olan zeytinden 2005 yılı verilerine göre ortalama 41.616 ton ham ürün hasat edilmekte, bunun % 70 i yağ, %30 u salamura olarak değerlendirilmektedir. Zeytin sıkma işleri, önceleri insan gücüyle yapılmakta iken; sonraları iş hayvanlarının gücünden yararlanılarak yapılmasına başlanılmıştır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte de motor gücünden faydalanılarak yapılmaya başlanmıştır. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte de motor gücünden faydalanılarak presli yağhanelerde çiftçilere hizmet verilmiştir. Bu gün ise tamamıyla teknoloji ile donanımlı elektrik gücüyle tam otomatik ortamda kontinü sistem zeytinyağı fabrikalarıyla hizmet verilmektedir. Kontinü sistem zeytinyağı fabrikalarının sayısında artış görülmektedir. Daha önce 7 adet eski sistem presli yağ sıkma yağhaneleri mevcutken günümüzde 9 adet kontinü sistem, 3 adet presli eski sistemle yağ sıkma işlemleri devam etmektedir.
İncir "Kültür Meyvesi"
484 yılında Heredot tarafından yazılan kaynak, Anadolu’daki incir kültürünün insanlık kültürü kadar eski olduğunu bildirmektedir. İncir yapraklarının "onur verici bir hediye" olarak kabul edilerek olimpiyatlarda kazanan atletlerin başlarına incir yaprağından örülmüş taç giydirilmesi, yemeleri için incir meyvesinin verilmesi, incir ağacının aşırı doğurganlık anlamına gelmesi bunun bir örneğidir. Bu değerli kültür meyvesi, insan sağlığına yararları açısından da oldukça önemlidir. Sütte bulunan kalsiyum, oranla, daha fazla kalsiyum içermesi nedeniyle kemik hastalıklarında gelişim bozukluklarına önerilmekte, pektik maddelerinin kaynağı olmasından dolayı, bağırsaklarda toksin maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesinin önlenmesi gibi yararlar sağlamakta, mineral madde, özellikle demir içeriğinin fazla olması nedeniyle hamileler ve küçük çocuklarda ortaya çıkan vitamin eksikliğinin neden olduğu hastalıklar ve kansızlığa iyi gelmektedir.
Bu mucizevî meyve, ilçe ekonomisine katkısı ve yetişme alanının genişliği açısından ikinci sırada bulunmaktadır. İncir ağaçları, yaklaşık olarak 2500 hektarlık alanı kapsamaktadır. Bu sahadan yılda 8500 ton kuru incir meyvesi elde edilmektedir. Ayrıca diğer komşu ilçelerden de yaklaşık olarak 7000 ton civarında kuru incir ilçede işlenmektedir. İncir işlemesi yapan onlarca küçük işletmenin yanı sıra 2 adet büyük şirketin mal alımı sonunda işlenen incir ürünü yurt dışında pazar bulmaktadır. Bu büyük işletmeler yılın muhtelif aylarında faaliyet göstermekte olup incir işleme sezonunda yaklaşık olarak 3000 kişiye istihdam kaynağı oluşturmaktadır. İki işletmede yaklaşık olarak 13.000 - 14.000 ton kuru incir ihracatı yapılmaktadır.
Sağlık Deposu Kestane
Soğuk kış günlerinin vazgeçilmez lezzeti olan kestane, büyük bir protein deposudur. Kayıngiller ailesine mensup olan kestane ağacı, 500 yıl gibi uzun bir ömre sahiptir ve boyları 30 metreyi bulmaktadır. Kaynaklar, M.Ö. 3. yüzyılda Perslerin çocuklarını şişmanlatmak amacıyla kestane ile beslediklerini belirtiyor. Kestane, nişasta, protein, sakkaroz ve tanen deposu olduğu için gelişme çağındaki çocuklar için oldukça yararlı bir besin.
Bu yararlı meyve; potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve PP vitaminlerini içeriyor. Şeker, protein ve yağ açısından zengin olan kestanenin, 100 gramında 200 kalori bulunuyor. Nişasta, mineral tuz, özellikle potasyum ve diğer besinsel değerleriyle kestane, kış mevsiminin olumsuz şartlarına, fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiri. Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenliyor. Kasları güçlendiriyor. Kan dolaşımını hızlandırıp varis ve basurların gelişimini önlüyor. Kestane, en çok potasyum düşüklüğünden yakınanlara öneriliyor; çünkü 100 gramında 500 mg potasyum bulunuyor. Çocuk genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı. Hatta yaşamı uzattığı da söyleniyor.
Hem yemeklere hem de tatlılara lezzet veren bu değerli meyve, ilçeye önemli miktarda girdi sağlanması bakımından Köşk ilçesinin ekonomisi için oldukça önemlidir. Köşk, gerek kestane ağaç varlığı gerekse üretim yönünden Aydın ilinde 3. sırada yer almaktadır. Aydın ili ise ülkemizde 1. sıradadır. En eski çağlardan beri yetiştirilmekte olan kestane, ilçe için önemli bir gelir kaynağı olup, gelir yönünden ilçede yetiştirilen tarım ürünleri arasında 3. sırada yer almaktadır. bu değerli ürün hem yurt içinde tüketilmekte hem de ihraç edilmektedir.
İlçede genel olarak 800 m. rakımında ve dağların kuzey yamaçlarında asitli topraklarda yetiştirilmekte olan kestane, kışın düşük sıcaklara dayanabilmekle beraber ilkbaharın geç, sonbaharın ilk donlarına karşı hassastır. Yıllık yağış toplamı 600-1600 mm olan yerlerde rahat yetişmektedir. Genel olarak kuraklığa hassas olup yetiştiği yerlerde ortamın nemli olduğunu gösteren "eğreti otu" bitkisiyle birlikte bulunur. Kazık köklü olduğundan yetiştiği toprağın gevşek ve derin olması gerekir. Ağır killi topraklarda iyi gelişmez.
İlçede, toplu kestaneliklerde meyve veren ve meyve vermeyen yaşta bulunan ağaç sayısı 130.000 dir Dağınık halde bulunan kestane ağaç sayısı ise 5.500 adet civarındadır. İlçede yetiştirilen kestanenin ağaç başına verimi ortalama 25 kg. dır.
İlçenin yüksek yerleşim alanlarında yetiştirilmekte ve 14.950 dekar alanda 76.000 adet meyve veren ağaçtan yaklaşık 2000 ton ürün alınmaktadır. Alınan bu ürünler, yerinde yapılan hasat sonrası, kestane kuyularında bir süre bekledikten sonra Bölgeye hâkim Köşk kestane pazarında yer bulur.
Kestaneler çeşitli aşama ve işlemlerden geçirildikten sonra genellikle yurtdışına ihraç edilmekte, kısmen de yurt içinde değerlendirilmektedir.
Bölgenin en büyük kestane pazarı Köşk ilçesinde kurulmaktadır. Yılda yaklaşık olarak 3000 ton kestanenin 2000 tonu ilçe ürünü olup geriye kalan 1000 ton ise çevre ilçelerden gelerek Köşk kestane pazarında yer bulmaktadır.
Sarıçam, Menteşeler, Kızılcaköy, Kıran, Ketenyeri, Karatepe, Gökgiriş, Cumayanı, Başçayır, Akçaköy ve Ahatlar köylerinde yoğun olarak yetiştirilmektedir. bu köylerde yer alan 6.250 dekar kestane bahçesi, İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından Çiftçi Kayıt sistemine kayıt edilmiştir.
Bu verilere bakıldığında, kestane yetiştiriciliğinin ilçe açısından ne denli önemli olduğu görülmektedir. İlçenin sosyo-ekonomik gelişmesinde üretim kayıtları ve mevcut olan yetiştirici potansiyeli ele alındığında gerekli tedbirler ve düzenlemelerle beraber ilçenin kalkınmasına katkıda bulunacağından hiç şüphe yoktur.
Pamuk
Pamuk da ilçe sınarları içinde yetişen önemli bir tarımsal üründür. Ancak üretim maliyetlerinin artışı, karlılığın azalmasına neden olmuş, bu durum son yıllarda pamuk ekim alanlarının daralması sonucunu doğurmuştur. Yerini kısmen yem bitkileri, sebze ve tarla bitkilerine bırakmıştır.
Bir bölgede ticaretin gelişmesi o bölgenin konumu ve komşularıyla ulaşımına bağlıdır. Bu bağlamda, 19. yy. ortalarında Aydın a çağın yepyeni ulaşım hizmeti olan demiryolu getirilmiştir. Elbette demiryolunun yöre ekonomisine katkısı büyük olmuştur. Asırlar boyu İzmir gerisindeki tarım alanları olan Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz ovalarında üretilen ürünlerin yeni taşıma kolaylığı, üretime teşvik, dış satımda kolaylık, halkın gelir düzeyinin yükseltilmesi gibi etkili sonuçlar ortaya çıkmasını sağlamıştır.
HAYVANCILIK
İlçe ekonomisi genel olarak tarıma dayalı olmasına rağmen, ilçede büyük ve küçükbaş hayvancılık da yapılmaktadır. Ancak hayvancılılığın ilçe ekonomisindeki yeri bitkisel üretime göre bitkisel üretime göre oldukça düşüktür. 2005 yılı verilerine göre Köşk ilçe merkezi ve köylerinde toplam 9637 adet büyükbaş, 2160 adet koyun ve 550 adet keçi mevcudu bulunmaktadır. Sığırcılık ova köylerinde toplu hayvancılık şeklinde ve daha çok süt sığırcılığı olarak yapılmaktadır. Dağ köylerinde ise aile işletmeciliği şeklindedir. Koyunculuk ise dağ köylerinin yaylalarında yapılarak milli ekonomiye gelir sağlamaktadır.
İlçenin önemli gelir kaynaklarından biri de arıcılıktır. İlçenin istatistiklerine göre 3800 adet fenni kovanda arıcılık yapan çiftçi ailenin olduğu ve mevcut arıların yöreye hâkim bitki florasından faydalandığı gibi beraberinde yörede ekili ve dikili sebze ve meyve ağaçlarının tozlanmasına da doğal olarak katkıda bulunmaktadır. Bunların dışında tahminen 1000 adet arılı kovan gezginci arıcılar tarafından kışı ilçe sınırları içinde geçirmektedir.
SANAYİ VE TİCARET
Sanayileşme ve ticaret, tarımsal üretime bağlı olarak gelişme göstermekte, orta ve küçük ölçekli işletmelerin sayısı zamanla artmaktadır. Bu işletmeler kendi olanakları dâhilinde kendi ürünlerini, yöreden almış olduğu zeytin, zeytinyağı, incir gibi ürünleri Anadolu nun çeşitli illerine götürerek ürünleri bu şekilde değerlendirmektedir.
İlçede tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve pazarlaması alanlarında onlarca firma, fabrika veya küçük işletme halinde faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetler, tarım işçiliğinin yanında ürün sezonuna bağlı olarak ilçe halkına önemli derecede iş olanağı sağlamaktadır. İlçe ekonomisinde önem arz eden önemli kuruluşlardan biri de Köşk TARİŞ (Tarım Satış Kooperatifı) tir. Yıllık üretime bağlı olarak önemli miktarda pamuk, zeytinyağı ve kuru incir alımı yapılmaktadır.
Köşk ilçesi; zeytin, incir ve kestanede ilçedeki ürünlerin yanı sıra çevre ilçelerden ürün alan önemli bir pazaryeri durumundadır.
İlçe merkezinde Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Tarım Kredi Kooperatifi, Tarım Satış Kooperatifi ( TARİŞ) Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi gibi kooperatifler ile Ziraat Bankası hizmet vermektedir.
Çiftlik ve Beyköy Köyleri Köy Kalkındırma Kooeratifleri, Baklaköy Köyü Sulama Kooperatifi ve Başçayır Köyü Tarım Kredi Kooperatifi köylerde hizmet veren tarımsal amaçlı kooperatiflerdir.
İLÇEMİZDEKİ JEOTERMAL ENERJİ KAYNAĞI
İlçe, elektrik enerjisi üretimi ve tarım alanlarında kullanılabilecek önemli jeotermal enerji kaynaklarına sahiptir. Bu bağlamda, Aydın-Salavatlı Jeotermal Sahası 8,5 MWe Jeotermal Santrali Projesi hazırlanmıştır. Bu proje kapmasında, Aydın ili, Sultanhisar ve Köşk İlçeleri hudutları içerisinde yatırım yapılmaktadır. Aydın, Sultanhisar – Salavatlı Jeotermal sahasında mevcut AS-1 ve AS-2 jeotermal kuyularının üretimi kullanılarak 8,5 MWe kurulu gücünde jeotermal elektrik enerjisi üretim santralı yatırımı tamamlanmıştır. Yıllık net 56.000.000 kWh elektrik enerjisi üretimi amaçlanmıştır. Projenin hedefini, şirketler grubu bünyesindeki mevcut ortaklığa ait tesislerin elektrik ihtiyacının tümünün ve serbestleşen enerji piyasasındaki serbest tüketici niteliğindeki şirketlerin elektrik ihtiyacının belli bir kısmının karşılanması oluşturmaktadır. İlk aşamada yatırımı tamamlanan pilot tesis mevcut AS-1 ve As-2 No’ lu iki üretim kuyusunun üretimini kullanacaktır. Projede geri basım amaçlı iki adet ASR-1 ve ASR-2 re-enjeksiyon kuyusu açılmıştır. Projede %100 re-enjeksiyon sağlanmaktadır.
Aydın-Yavuzköy-Salavatlı jeotermal sahasında bulunan jeotermal üretim kuyularından temin edilen sıcak su jeotermal elektrik santralında elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaktadır.
Santralde kullanılan sıcak suyun, çeşitli işlemlerin ardından modern sera uygulamalarında kullanılması planlanmaktadır.
Jeotermal sıcak su yöredeki ısıtmalı modern seracılığı başlatacak olup ilçenin tarım ve ekonomisi için büyük önem arz etmektedir. Salavatlı jeotermal sahasının rezerv zenginliğinin bulunması, bölgede Aydın-Köşk İhtisas Organize Sera Bölgesi oluşumunu hızlandırmakta ve bu yöndeki proje çalışmaları devam etmektedir.
Önümüzdeki yıllarda 4 milyon m2 kapasiteli bir tarım ünitesi kurulması hedeflenmektedir.
GELENEK VE GÖRENEKLER
Her Bölgenin, her yörenin kendine özgü toplum kuralları vardır. Bu kurallar kimi zaman başka yörelerle benzerlik gösterir, kimi zaman ise farklılık gösterir ve toplum içinde belli bir düzende nesiller boyu süregelir. Bu kurallar, toplumların kültürlerinin önemli bir parçasını oluşturan gelenek ve göreneklerdir. Bir toplumun gelenek ve göreneklerini incelemek, o toplum hakkında bizlere oldukça fazla bilgi verir. Örneğin, her toplumda kız isteme, nişan, düğün ya da çeşitli kutlamalar aynı şekilde düzenlenmeyebilir. Köşk halkının da bu gibi tören ve kutlamalar için kendilerine özgün gelenek ve görenekler vardır.
Düğün Adetleri :
Anneler ve genç erkekler, düğünlerde ve bayramlarda kız beğenirler. Oğlanın annesi, beğenilen kızı yakından tanımak için bir yakınını yanına alarak kız evine ziyarete gider.
Oğlan tarafı kızı istemeye gitmek için kız tarafından izin ister. Bu talepleri kabul görürse kız istemeye gidilir. İsteme sırasında nişan zamanı ve yeri ile nişanın nasıl yapılacağı görüşülür, geline ziynet olarak takılacak altının miktarı belirlenir.
Nişan töreni, varsa düğün salonunda yoksa kız evinde ya da kız tarafının uygun göreceği bir yerde yapılır. Nişan törenleri genellikle müzikli eğlenceli yapılır.
Düğünler genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde, diğer bir deyişle, incir ve zeytin hasadından sonra olmakla beraber yıl boyunca da çok soğuk kış günleri ile sıcak yaz günleri haricinde cumartesi ya da pazar günleri olur. Düğünden birkaç gün önce kız tarafı oğlan tarafına ev yerleştirmeye gider. Ev yerleştirme esnasında kızın yakınları damadı yakından görmek için çeyiz sermek üzere çivi çaktırırlar. Bu an damadın en heyecanlı olduğu anlardan biridir. Bu arada kız evinde gelinlik kızın el emeği, göz nuru ve gelin olma hayalleri ile hazırlamış olduğu çeyizler serilir. Çeyiz odası, gelinin arkadaşlarının ve misafirlerin en çok merak ettikleri mekânlardan biridir; çünkü genç kızlar, en güzel çeyizin kendi çeyizleri olmasını istediği için çeyizlerini büyük bir gizlilikle hazırlar.
Düğün kız tarafında Perşembe gününden başlar. Kızın yakın arkadaşları ve akrabaları kız evinde toplanır ve damadın hediye olarak gönderdiği kınaları yakar. Genç kızlar genellikle "çitme kına" denilen ustalık ve maharet isteyen usulde kına yakınır. Orta yaşlılar ise "yüzük kına" ve "sıvama kına" yakınır. Kızlar kınadan önce müzik eşliğinde türküler söyleyip eğlenirler ve düğünde geline nasıl yardımcı olacaklarını konuşurlar.
Düğünler genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde, diğer bir deyişle, incir ve zeytin hasadından sonra olmakla beraber yıl boyunca da çok soğuk kış günleri ile sıcak yaz günleri haricinde cumartesi ya da pazar günleri olur. Düğünden birkaç gün önce kız tarafı oğlan tarafına ev yerleştirmeye gider. Ev yerleştirme esnasında kızın yakınları damadı yakından görmek için çeyiz sermek üzere çivi çaktırırlar. Bu an damadın en heyecanlı olduğu anlardan biridir. Bu arada kız evinde gelinlik kızın el emeği, göz nuru ve gelin olma hayalleri ile hazırlamış olduğu çeyizler serilir. Çeyiz odası, gelinin arkadaşlarının ve misafirlerin en çok merak ettikleri mekânlardan biridir; çünkü genç kızlar, en güzel çeyizin kendi çeyizleri olmasını istediği için çeyizlerini büyük bir gizlilikle hazırlar.
Düğün kız tarafında Perşembe gününden başlar. Kızın yakın arkadaşları ve akrabaları kız evinde toplanır ve damadın hediye olarak gönderdiği kınaları yakar. Genç kızlar genellikle "çitme kına" denilen ustalık ve maharet isteyen usulde kına yakınır. Orta yaşlılar ise "yüzük kına" ve "sıvama kına" yakınır. Kızlar kınadan önce müzik eşliğinde türküler söyleyip eğlenirler ve düğünde geline nasıl yardımcı olacaklarını konuşurlar.
Düğün için yemek hazırlıkları Cuma gününden başlar. Çorba, işkembe ya da kelle paça, ciğer kavurma, Gömme Turşu (patlıcan ve biberin sıcak külde pişirilmesi ile ve sarımsak ağartması katılarak yapılan turşu), mevsime göre taze ya da kuru fasulye, mevsime göre yaprak sarma ya da kızartma, sıkma, pirinç pilavı, turşu ya da salata, keşkek, tatlı zerde ya da irmik helvası, genellikle hazırlanan yemekler arasındadır.
Cumartesi akşamı oğlan tarafı kız tarafındaki eğlenceye katılır ve kına gecesi düzenlenir. Her ne kadar kınalar Perşembe gününden yakılsa da kaynana ya da oğlanın en yakını kıza kına yakar. Bu arada gelin elini açmaz ve hediyeler alır. Ardından takı merasimine geçilir. Daha sonra gelin ve damat arkadaşları ile geç saatlere kadar eğlenir.
Pazar günü öğle vakti mevlit okutulur. Mevlit bittikten sonra oğlan tarafı, gelini almaya gider. Bu sırada gelin hazırlanır ve kendi ailesiyle vedalaşır. Vedalaşmadan sonra gelin, babasının ve varsa erkek kardeşinin eşliğinde gelin arabasına kadar getirilir ve arabaya bindirilmek üzere damadın babasına teslim edilir. Burada kızın babası ile damadın babası arasında çok anlam ifade eden bir bakışma yaşanır. Konvoy damadın evine ulaştığında gelin arabasını kullanan kişi gelinin kapısını kilitler ve bahşiş almadan açmaz. Bahşiş verildikten sonra damat, anne, baba ve yakın akrabaların elini öper ve önceden hazırladığı hediyeleri davetlilerin üzerine saçar. Gelini yakınlarına teslim ettikten sonra arkadaşlarıyla birlikte çay içmeye gider. Gelin bu arada kaynananın evinde dinlenir. Akşam yemeğinden sonra gelin kendi evine geçer. Daha sonra damat eve gelir. Düğünün ertesi günü gelin ile damat, anne ve babalarının elini öper ve birbirlerinin akrabalarıyla tanışır.
Nevruz Ve Hıdrellez Kutlamaları :
İlçede nevruz kültürü pek yaygın olmamakla beraber resmi törenler ile kutlamalar yapılmaktadır.
6 Mayıs Hıdrellez Günü birçok kişi aileleriyle piknik yerlerine ve kırlara koşar, zeytin bahçelerine gider. Buralarda gönüllerince eğlenirler, evlerde hazırlanan yiyecekler ve içecekler yenir, içilir. Herkes baharı neşe içersinde karşılama çabası içinde olur
EL SANATLARI
El sanatları da toplumların kültürlerinin bir parçasını oluşturur ve bu şekilde nesilden nesile aktarılır. İlk başlarda gereksinim ya da yetenek sergilemek gibi nedenlerle ortaya çıkan el sanatları, daha sonraları yaratıldığı toplumla özdeşleşme çabasıyla geliştirilip çeşitlendirilerek günümüze kadar aktarılır. Büyük titizlik ve yetenek gerektiren el sanatları, bir toplum için oldukça değerli objelerdir.
İğne oyaları (iplik-ipek), grep oyaları, kefiye oyaları, kıl dokumacılık (çadır, kilim, halı, heyve, Yörük çuvalı), toprak seramik, havut yapımı, semer-eyer yapımı, ağaç işleri (ağızlık, beşik, biblo, çocuk oyuncağı), hasır dokumacılığı, sepet yapımı yöredeki el sanatlarının başlıcalarıdır.
SOSYAL YAŞAM VE ETKİNLİKLER
Teknolojinin hızla geliştiği ve her yerin beton binalarla kaplanıp yeşilin git gide kaybolduğu kentlerin aksine 1 belediyesi ve 24 köyü bulunan Köşk te doğal yaşama uygun yaşam tarzı günümüzde de devam etmektedir.
İlçeye köylerden ve diğer illerden göç olması nedeniyle, ilçede Anadolu tipi kırsal yaşantı göze çarpmaktadır. Çevreden gelenlerin buradaki sosyal yaşamı benimsemeleri, düğün ve benzeri törenler insanların birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamaktadır.
İlçe merkezinde evler toplu olarak bulunmakta, dağ köylerinde ise arazi yapısına bağlı olarak kısmen dağınık yerleşmeler görülmektedir.
İlçede iki tip konut mevcuttur. Eski tip konutlarda malzeme olarak kerpiç ve çamur harcı kullanılmıştır. Evlerin dış yüzeyleri ve iç kısımları 4 cm. kalınlıkta samanlı çamur ile sıvanmıştır. Genellikle eski tip kiremitle örtülmüş çatılarda yağmur olukları bulunmamaktadır. Pencereler genelde güneye ve doğuya bakmaktadır. Bunun amacı, gün ışığın daha fazla yararlanmaktır. Eski tip konutların yanında hayvanların barındığı ve samanların bulunduğu damlar bulunur.
Yeni tip konutlar ise 3-4 katlı betonarme binalardan oluşmaktadır. Binaların yapı malzemesi çimento, çakıl, kum, demir, kireç ve tuğladır. Köşk ün çevresinde tuğla ve kiremit fabrikalarının bulunması ve ziraatle uğraşan halkın gelirinin artması, 3-4 katlı modern binaların yapımına sebeb olmuştur. Yeni tip tonutlarda demirin çok kullanılması ve direk sisteminin kullanılması binalarda depreme karşı dayanıklılığı sağlamaktadır. Bu da birinci derecede deprem bölgesi içinde yer alan Köşk ve çevresinde yaşayan halkın güveliği açısından oldukça önemlidir.
Yeni tip konutların daire planları değişiktir. Genellikle yeni tip konutlarda balkon bulunmaktadır. Köşk te yılın büyük bir kısmının sıcak ve güneşli geçmesinden dolayı yeni tip konutlarda güneş enerjisinden yararlanılan ısıtma sistemleri mevcuttur.
Köşk İlçesinin içme suyu ilçe için yeterli seviyededir. İlçenin su ihtiyacı, çevresinde bulunan 4 adet derinkuyu pompası ve 23 km. uzaklıktan getirilen kaynak suyu ile karşılanmaktadır.
Sosyal Etkinlikler
İlçede bulunan İlköğretim, Orta Öğretim ve Halk Eğitim Merkezi nin dönem sonlarında açtıkları resim, el işi gibi çeşitli sergiler, tiyatro gösterileri, şiir, müzik eğlence programları sosyal hayata canlılık katmaktadır.
Gençlerdeki kültürel yozlaşmayı önlemek ve Efe Kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla 2003 yılında kurulan "Köşk Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Derneği" nin sergilediği halk oyunları ve tiyatro gösterilerinden örnek.
İlçede cumartesi günleri kurulan Köşk pazarı, çevre ilçe ve köylerin alışveriş yaptığı canlı bir merkez durumundadır. Pazar, sabahın erken saatlerinde kurulup akşam geç saatlere kadar hizmet vermektedir. Pazara gelen vatandaşlar, hem alışverişlerini yapmakta hem de eş dost ziyaretlerini yapmaktadır. Pazarın bu canlı durumu çevre köylerde Köşk pazarı anlamına gelen "Köşkgün" kelimesi ile ağızdan ağza söylenegelmiştir.
Ayrıca, tüm dini ve milli bayramlar yurt genelinde coşkuyla kutlandığı gibi, bu tür bayramlar, Köşk ün Kurtuluş Günü olan 6 Eylül, nevruz ve Hıdrellez kutlamaları tüm ilçede çeşitli etkinlikler ve törenlerle kutlanmakta, bu tür özel günlerde ilçe halkı bir araya gelerek coşkulu anları birlikte paylaşmaktadır.
Deve Güreşleri
Tıpkı el sanatları ile gelenek ve göreneklerin, yöreye özgü kültürel öğelerin nesilden nesile geçip, günümüze kadar ulaştığı gibi deve güreşleri de yörede bu güne kadar korunarak yaşatılmış, geçmişten gelen bir mirastır. Bu miras, bugün de ilk günkü coşkusuyla düzenlenmekte, hem yöre halkından hem de güreşleri izlemek için çevre illerden ilçeye gelenler tarafından oldukça büyük ilgi görmektedir.
Köşk te ve Aydın ın diğer ilçelerinde yapılan bu geleneksel halk eğlencesinin amacı, daha çok toplumsal bir dayanışma ve kültürel etkileşimdir. İlk olarak 210 yıl kadar önce organize edilmiş ve düzenlenmiştir. Deve güreşleri, tek hörgüçlü dişi yoz develer ile "buhur" adı verilen çift hörgüçlü erkek develerin eşleşmesinden meydana gelen ve "tülü" adı verilen erkek develer arasında yapılır. Yaz ve sonbahar aylarında buğday, arpa, yulaf ve burçak gibi kuvvetli besinlerle beslenen tülüler kış aylarına doğru "kızışmaya" başlar. Güreşler genellikle Aralık, Ocak, Şubat aylarında düzenlenir.
Güreşecek develer ayak, orta, başaltı ve baş kategorilerinde düzenlenir. Her deve, kendi sınıfındaki tülü ile güreşir. Sağdan güreşenlere "sağcı", soldan güreşenlere "solcu", ayak oyunları yaparak rakiplerinin ayağına çelme atarak oturan develere "çengelci", rakiplerinin başını göğsünün altına alıp oturan deveye "bağcı", rakibini yenmek ve kaçırmak için yan yana gelip ittiren ve başı ile ayaklarını yoklayan develere "tekçi" denmektedir. Güreş esnasında rakibini yıkan, kaçırtan, bağırtan deve galip ilan edilir. Berabere kalan develere "muşaf kaldılar" denilir. Galip gelen develer dört ayağını bir araya getirerek böbürlenme şeklinde sevincini belirtirken mağlup develerde suskunluk ve mahcubiyet görülür. Galip develer paralar, halılar ile ödüllendirilir. Sarı Zeybek, Kara Cennet, Yarım Dünya ve Yörük ün Kara Daylak yöredeki ünlü develerden bazılarıdır.
Yerel Ağız ve Şive
Yöredeki konuşma dili standart dil kullanımından kısmen farklılık göstermektedir. Özellikle köylerde konuşurken, yörenin kendine özgü şive farkını görmek mümkündür. Örneğin, yöre halkı konuşurken "r" yi yutar, "k" ler "g" ye dönüşür. Ayrıca, çoğu kelime biçim değişikliğine uğrar.
Yörede Kullanılan Bazı Kelimelerin ve Deyişlerin Anlamları:
Aş: Yemek
Babıç:Ayakkabı
Fıydırmak:fırlatıp atmak
İşlik:gömlek
Nahasın bakem:Nasılsın iyi misin?
KÖŞK’ TE SAĞLIK HİZMETLERİ
İlçede gelişmiş bir sağlık sistemi sunulduğundan, ilçe halkı sağlık hizmetlerinden sorunsuz bir şekilde yararlanabilmektedir. Köşk Sağlık Grup Başkanlığı olarak 5 sağlık ocağı ve A Tipi 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonu mevcuttur. Köşk Merkez Sağlık Ocağı, Başçayır Sağlık Ocağı, Çiftlik Sağlık Ocağı kendi binalarında, Koçak ve Beyköy Sağlık Ocakları Köy Tüzel Kişiliğine ait binalarda hizmet vermektedir. Ayrıca Köşk Merkez Sağlık Ocağına bağlı Yavuzköy ve Baklaköy Sağlık evleri Sağlık evleri, Başçayır Sağlık Ocağına bağlı Ilıdağ, Menteşeler, Kıran Sağlık Evleri, Koçak Sağlık Ocağına bağlı, Akçaköy ve Eğrikavak Sağlık Evleri mevcuttur.
Sağlık Grup Başkanlığına bağlı Sağlık Ocağı Tabiplikleri ve 112 Acil Yardım İstasyonunda; 11 hekim, 1 Dişhekimi, 5 Hemşire, 11 Ebe, 1 Çevre Sağlık Teknisyeni, 1 Laboratuar Teknisyeni, 4 Sağlık Memuru, 2 Memur, 2 Şoför, 5 Acil Tıp Teknisyeni, 2 Hizmetli olmak üzere toplam 41 kişilik kadro ile hizmet vermektedir.
Sağlık Grup Başkanlığımızdaki sağlık kuruluşları; poliklinik hizmetleri olarak, bebek ve okul aşıları, aile planlaması, çevre sağlığı çalışmaları, yeşilkart sekretarya işlemleri, laboratuar hizmetleri olarak, hemogram, AKS, kolesterol, kan grubu, gebelik testi, Hbs Ag., bazı böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, gebelerde glikoz tarama testi gibi hizmetler vermektedir.
Köşk 112 Acil Yardım Hizmetleri İstasyonu tam donanımlı ambulans ve deneyimli personelleri ile Köşk, Sultanhisar, Yenipazar İlçeleri, Dalama ve Umurlu Beldelerine bağlı yerleşim birimlerinde 24 saat hizmet vermektedir.
KÖŞK’ TE EĞİTİM
Eğitim ve öğretim durumu bakımından Köşk ve çevresinde okuma yazma oranı yüksektir. İlçenin kara ve demiryolu ile Aydın ve Nazilli’ ye bağlı olması öğrencilere ulaşımda kolaylık sağlamaktadır.
İlçede eğitim-öğretim, Cumhuriyet dönemi öncesine kadar gider, Cumhuriyet döneminde ilkokul 1924 yılında açılarak eğitim öğretime başlanmıştır.
Bugün ilçe merkezinde; Çok Programlı Lise bünyesinde Genel Lise ve Muhasebe Bölümü, Adnan Menderes İlköğretim Okulu, 100. Yıl Atatürk İlköğretim Okulu ve Altı eylül İlköğretim Okulu eğitim ve öğretim tanımaktadır.
KÖŞK MUTFAĞI
Türk mutfağı, tabiat ananın verdiği yiyecek bolluğu nedeniyle, dünyanın en zengin, çeşidi bol ve lezzetli mutfakları arasındadır. Tabiat ile insanların iç içe olduğu Aydın ve çevresinin, yemekleri ile buna katkısı büyüktür.
Yöre mutfağı yemek çeşitleri, hazırlama ve pişirme yöntemleri ile ülkemizin hatta dünyanın sayılı mutfakları arasında yer almaktadır.
Halkın büyük bir bölümü, zeytinyağı tüketmekte ve çoğu yemeklerini zeytinyağı ile pişirmektedir. Bazı medeniyetler birçok sebze yemeğini, tereyağı ve zeytinyağını yörede tanımışlardır. Özellikle dağ köylerinde yörükler arasında ekmek, sac üzerinde özel yöntemlerle hazırlanarak pişirilir. Kırsal kesimde daha çok yöre halkının kendi hazırladığı yiyeceklerden oluşan yemekler görülür. Kentlerde ilk yemek olarak içilen çorba, köylerde sabah kahvaltısının yerini tutar.
Yörenin Kendine Özgü Yemekleri Şunlardır:
Çorbalar: Tarhana Çorbası, kulak çorbası.
Yemekler: Acılı güveç, kapama, patlıcan biber kızartma, zeytinyağlı kırlı kızartma, zeytinyağlı taze ve kuru börülce, patlıcan kavurma, sarmaşık kavurma, yaprak sarma, etli nohut yahnisi, nohutlu kereviz, etli enginar, arap saçı, kedirgen, ciğer sote, imam bayıldı, bütün et, keşkek, tandır kebap, yuvarlama (sıkma), paşa böreği, puf böreği, ısırgan otlu saç böreği, cilav (ayran böreği), yaprak sarması, ekmek dolması, ev makarnası.
Salatalar: Patlıcan - Biber taratorlu turşu, patlıcan-biber közlemesi, börülce taratoru, turp otu salatası, çingene pilavı, kese yoğurdu.
Tatlılar: Helva, irmik helvası, zerde, muhallebi, sütlaç, aşure, lokma, pelvize, kabak tatlısı.
Yöre, şifalı otlar bakımından da oldukça zengindir. Yöredeki şifalı otlar ve iyi geldikleri rahatsızlıklar şöyledir. Kekik suyu (soğuk algınlığı, karın ağrısı, mide bağırsak rahatsızlığı), mercanköşk (karın ağrısı, tatlılara koku vermek için), ayva yaprağı, papatya, ısırgan otu, nane-limon, ıhlamur, adaçayı (soğuk algınlığı, boğaz ağrısı), yılanbıçağı tohumu (mayasıl), kirimsek kökü (kadın hastalıkları)
PAŞA BÖREĞİ:
Malzemeler:
1. aşama: 1 kilo un, 4 yumurta, yeteri kadar tuz.
Unun içine yumurta ve tuz konularak yoğrulur, Yumurta büyüklüğünde parçalar alınarak 30 cm. çapında açılır. Açılan hamurlar bol yağda kızartılır.
2. aşama: 4 kişilik için malzemeler:
6 paşa böreği, yarım kilo kıyma, maydanoz, künar, karabiber, tuz, yoğurt, yağ, kırmızıbiber.
Paşabörekleri et suyunun içinde 1-2 dakika haşlanır. Kıyma; maydanoz, tuz, karabiber ve künar ile kavrulur. Hazırlanan harç bir kat börek bir kat harç olmak üzere tepsiye dizilir. Üzerine yoğurt dökülür, kırmızıbiber az yağda ısıtılıp dökülür, maydanozla süslenir.
YUVARLAMA:
Malzemeler: (8 Kişilik):
1. aşama: 1 kilo un, yarım kilo kıyma, bir büyük soğan, karabiber, tuz, 1 yumurta, yağ.
Un, yoğurma kabına konur ve ortası açılır. İçine kıyma, soğan, yumurta, tuz, karabiber konulup yoğrulur. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar alınıp oklava şekli verilir. Bu hamur minik küpler halinde kesilir. Kesilen parçalara elde yumurta şekli verilir. Yuvarlanan bu hamurlar unlanmış tepsiye konulup tepsi sallanarak hepsi una bulanır. Tavaya bolca yağ konulur. Yağ iyice ısınınca içine yuvarlanan hamurlar atılır, ara sıra karıştırılarak kızartılır. Kızaran yuvarlamalar içine kâğıt veya peçete konmuş tencereye alınır.
2. aşama: 2 kaşık salça, etsuyu, yağ, haşlanmış nohut (1 su bardağı)
Salça, tereyağı veya mısırözü yağı ile kavrulur. İçine et suyu konur, kaynamaya başlayınca yuvarlamalar içine atılır, yumuşayana kadar (ortalama 1 saat) pişirilir.
Servis: Yemek tabağına istenildiği kadar yuvarlama konulur, üzerine ezilmiş süzme yoğurt dökülür, kıyılmış maydanozla süslenip servis yapılır.
KEDİRGEN KAVURMASI
Malzemeler: 1 kedirgen, 1 büyük baş kuru soğan veya 2 sap pırasa, 1 fincan zeytinyağı, 2 yumurta ve 2 çay kaşığı tuz.
Yapılışı: kedirgenler taze yerlerinden kırılır, yıkanır, süzgüde bekletilir. Kuru soğan veya pırasalar küçük küçük doğranıp zeytinyağında doğranır. Doğranmış kedirgenler karışıma ilave edilir. Orta ateşte kapalı bir şekilde pişirilir. Üzerine yumurtalar kırılıp tahta kaşıkla karıştırılır. Tuz ilave edilir. Afiyet olsun
|